Brokoli ve avokado kanserin

Brokoli ve avokado kanserin
6 Şubat 2015 tarihinde eklendi, 619 kez okundu.

Avokado içerisinde, hücre zarlarımız ve hormon yapımı için zaruri olan ‘faydalı kolesterolü’ yükselten oleik asit gibi ‘tekli doymamış’ yağlar mevcut. Kalsiyum, magnezyum, fosfor ve az miktarda da demir var avokadoda.

Bugün Gazetesi’nden Banu Topalakçı’nın haberine göre en yüksek miktarda içerdiği vitaminler ise A ve B6 vitaminleri ile folik asit. Folik asit, özellikle hücre yenilenmesi için çok önemli bir vitamin B6 Vitamini ‘piridoxin’ olarak da bilinir ve vücutta bu kadar fazla hayati fonksiyonu bir arada destekleyen başka bir vitamin yoktur. 

Yağda eriyen bir vitamin olduğu için çok az meyvede bulunan E vitamini de içerir bu meyve ki bu vitamin kuvvetli antioksidan özelliği ile hücre DNA’sını oksijen artıklarına karşı zırh gibi korur. 

İçerdiği C vitamini de azımsanamayacak miktarda bu yağlı meyvenin ve C vitamini de çok kuvvetli bir antioksidan. Antioksidan güç deyince atlamamız gereken bir değer daha mevcut avokado da, o da ‘glutatyon’

Bu madde, zaten hücrelerimizde bir miktar bulunur ve hücre zarlarını oksitlenmeye yani ‘paslanmaya’ karşı koruyan savunma sistemimizin bir parçasıdır. Tüm bu antioksidanları‘bir arada‘ içermesiyle önemli bir kanser savaşçısıdır avokado.

Ağız içi kanserine karşı savaşıyor

Avokado çok yüksek miktarda karoten içeriyor,  hem de birçok karoten türünü bir arada; alfa-karoten, beta karoten, lutein ve zeaxantin. 
 

Yüksek doz karoten grubu vitaminlerin, prostat, meme ve baş-boyun kanserlerine karşı koruyucu olduğuna dair önemli sayıda yayın var. E vitamini de yine kansere karşı koruyuculuğu kanıtlanmış bir vitamin ve o da bolca mevcut avokadoda. 

83 bin 234 kadında yapılmış geniş kapsamlı bir çalışmada, E vitamininden zengin beslenmenin kadınlarda meme kanseri riskini yüzde 43’lere varan oranda düşürdüğü ortaya kondu. 

Lutein için de benzer bir çalışma var ki avokado bol miktarda içeriyor. Avokado karotenlerinin yüzde 70’ini lutein oluşturuyor. 1996’da ‘Journal of Cancer Institıde’ dergisinde yayınlanan ve menepoz öncesi görülen meme kanseri sıklığı ile meyve-sebze  tüketimi arasındaki bağlantının ortaya konduğu çalışmada da, luteinin meme kanserine karşı koruyucu rolüne dikkat çekilmişti.

2011 yılı Haziran ayında yayınlanan ABD kaynaklı bir çalışmada, avokado meyvesinden izole edilen iki bileşiğin hücre kültürlerinde insan ağız içi kanseri hücrelerine karşı savaştığı ortaya konuldu. Ohio Kanser Merkezi’nde yürütülen çalışmada avokadonun, ağızdaki kanser öncesi lezyonların kansere dönüşünü geciktirdiği ortaya konulmuştur. 

Güneş ışınlarından koruyucu 

Archives of Dermatological Research’ün 2011 Mayıs sayısına göre, avokadoda yangı gideren ve güneşin hasarlayıcı etkisine karşı koruma sağlayan maddeler vardır. 

Yazın güneşin kanser yapıcı etkilerine karşı korunmak için kullandığınız güneş koruyucu ürünlerde mutlaka avokado yağı da olmalı…

Bu yağlı meyveyi çok fazla miktarda tüketmek gerekmiyor tüm faydalardan istifade edebilmek için, günde 1/4 avokado tüketmek yeterli, bunu da rahatlıkla salata ve söğüşlerde tüketebilirsiniz… Özellikle ekşi ve acı lezzetlere çok yakışıyor. 

İşte size sağlıklı ve leziz bir tarif

250 gram süzme yoğurt

1 avokado

1-2 diş sarımsak

Dereotu

Avokadoyu rendeleyerek yoğurt ve dövülmüş sarımsakla karıştırınız. Bol dereotu ekleyerek tüketebilirsiniz. 

Brokoli 

Brokolide bulunan ve birçok kanser türüyle savaşta önemli bir etken madde grubu ‘izotiyosiyanatlar.’ Bitkilerden, sebzelerden izole edilen birçok bileşke var ancak bu grubun özelliği, üzerinde sülfür bileşiklerinden oluşuyor, yani brokoliyi haşlasanız da bu aktif maddelerin etkinliğinde kaybolma olmuyor. 

İzotiyosiyanatların karaciğerdeki bazı enzimleri etkileyerek, gıdalarla veya başka bir yolla aldığımız kansorejenlerin hücrenin genetik şifresi olan DNA’ya zarar vermesini engellediği düşünülüyor. 

DNA’nın hasar görmesinin çoğunlukla kanser oluşumuyla sonuçlandığı ise kanıtlanmış bir bilimsel gerçek.

Biliyor muydunuz?

Çok ilginçtir ki mesane kanserlerinin dış görünüşü de aynen karnabahar ve brokoliye benzerler hatta patoloji kitaplarında ‘karnabahar tarzı büyüme’ diye geçer bu durum.

Selenyum ve folik asid zengini 

Brokoli, zengin bir C vitamini kaynağı aynı zamanda. Bu vitamin kanserle savaşta etkisi hakkında neredeyse şüphemizin kalmadığı güçlü bir antioksidan. 

Yine kanserle savaşta en az C vitamini kadar etkili bir başka vitamin olan A vitaminini de bolca içeriyor bu yemyeşil sebze. Ayrıca, kansere karşı koruyucu özelliği oldukça yüksek iki minerali, çinko ve selenyum da bünyesinde barındırıyor. Selenyum, minareller arasında kanserle savaşta en güçlü olanı, hatta o kadar güçlü ki bir dönem kanser hastalarında selenyum tabletleri kullanımı oldukça popüler olmuştu ancak ben bu kıymetli mineralin tablet değil de besinlerle alınması taraftarıyım, brokolide de en zengin kaynaklarından biri. Brokoli ayrıca iyi bir kalsiyum ve folik asit kaynağı.    

Folik asit, bağışıklık sistemi için oldukça elzem çünkü akyuvar üretimi için kemik iliğinde daha yapım aşamasında mutlaka gerekli bir vitamin ve bu yüzden eksikliğinde kansızlık yanı sıra bağışıklık zayıflığı da oluşuyor. Güçlü bir bağışıklık sistemi ise kanserden korunmak için ilk kalkan vücudumuzda.

Her türlü yemeğe garnitür yapılabilir          

Brokoli içeriğindeki çözünebilir bitkisel lif, kabızlığı engelleyerek kronik kabızlığa bağlı uzun vadedeki kalın bağırsak kanseri oluşum riskini de en aza indirgiyor. 

Bunu aynı zamanda gıdalardaki kanser yapıcı maddelerin bağırsak yüzeyine temasını engelleyerek yapıyor, bu nedenle bu sebzenin şifasından faydalanmak için kürler halinde tüketmek yerine, yemeklerle birlikte, özellikle de et yemeklerinin, kızartmaların yanında tüketmek gerekiyor. 

Her gün brokoli yemeği yemekten veya haşlayıp suyunu içmekten elbette sıkılabilirsiniz ama özellikle mevsimindeyken bu sebzeyi her yemeğin yanında, garnitür olarak sofraya koyma alışkanlığını kazanmanız çok daha önemli. hafifçe haşladığımız brokolinin üzerinde sızma zeytinyağı ve limon suyu gezdirip sofraya koyup her yemeğin yanında bir-iki çatal almak, o gün tükettiğimiz gıdalardaki kansorejen maddelerin etkisini biraz olsun azaltacaktır. 

Bir de, brokoli çorbasını artık Türk mutfağına sokmamız gerekli diye düşünüyorum. En ağır yemeklere, en zararlı ‘kaçamaklara bile brokoli çorbası ile başlamak gördüğünüz zararı mutlaka azaltacak’ emin olun. Üstelik hazırlanması da çok kolay. Brokoliyi hafifçe haşlayıp, suyu ile birlikte ya blendırdan geçireceksiniz ya da annelerimizin usulü ile kevgirden… 

Daha sonra klasik çorba yapar gibi, unu biraz zeytinyağı ile yakmadan kavuracaksınız, bir miktar sütle çırpıp, hazırladığınız sulu brokoli püresini ekleyeceksiniz, hepsi bu kadar…

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git